Suna KAYIKCI
Suna KAYIKCI

Köşe Yazarı

Piyasanın Ahlak Terazisi ve Güvenlik Sektöründeki Sömürü: Kanunsuz Şirketler Silinmeli

4 dk okuma

Gece gündüz demeden nöbet tutan güvenlik görevlilerinin maaşına göz dikmek sadece ahlaksızlık değil, İş Kanunu karşısında da açık bir suçtur. İşçinin alın terini sallayan paravan şirketlerin lisansları iptal edilmeli, emek gaspına artık bir son verilmelidir.

Piyasanın Ahlak Terazisi ve Güvenlik Sektöründeki Sömürü: Kanunsuz Şirketler Silinmeli

Ticaretin, üretimin ve ekonominin görünmeyen bir ruhu vardır: İş ahlakı. Bu ruh hem işçiyi hem de işvereni aynı adalet terazisinde tartar.

 Bugün ne yazık ki piyasada bu terazinin dengesini bozan, ahlaki sorumluluklarını unutan her iki taraftan da yapılar görüyoruz. Oysa kural nettir: Ne işveren işçinin alın terine göz dikebilir, ne de işçi üstlendiği göreve sırtını dönebilir. İşini düzgün yapmayan, sorumluluk almayan, dürüstlükten uzaklaşan her aktör piyasadan silinmeye mahkumdur ve silinmelidir de.

 

 

Özellikle toplumun huzurunu, canını ve malını emanet ettiğimiz güvenlik sektörü, bugün emeğin en çok sömürüldüğü ve hakların en çok "sallandığı" alanların başında geliyor.

Gece gündüz, yaz kış demeden, zorlu şartlarda nöbet tutan bu insanların maaşını geciktirmek ya da ödememek sadece ahlaksızlık değil, aynı zamanda açık bir hukuk tanımazlıktır.

 

 Şirket kasasını kendi şahsi lüksü için sonuna kadar kullanan ama sıra personelin hak ettiği ücrete geldiğinde "piyasa kötü" edebiyatına sığınan vizyonsuz şirket sahipleri, bu piyasanın en büyük mikrobudur.

 Çalışanını muhtaç bırakarak yönetebileceğini sanan o kibirli zihniyet, iş ahlakını kökünden dinamitlemektedir.

 

 

Oysa bu keyfilik, kanunlar karşısında net bir suçtur. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. maddesi açıkça belirtir: Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden olmaksızın ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir.

Dahası, maaşı düzenli ödenmeyen bir güvenlik görevlisi, kanunun 24. maddesi uyarınca iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshedip kıdem tazminatını alarak o şirketi terk etme hakkına sahiptir.

 

 

 İşçinin parasına göz dikenler, karşılarında sadece çaresiz insanları değil, devletin kanunlarını bulacaklarını bilmelidir.

 

 

Elbette bu sert eleştiri madalyonun diğer yüzünü görmemize engel değil. İşveren ne kadar dürüst olmak zorundaysa, personel de işine ve görevine o denli sahip çıkmalıdır. Güvenlik, şakaya veya ihmale gelmeyecek bir alandır. Görevini bilmeyen, sorumluluktan kaçan, işi savsaklayan laubali personel de bu çarkın düşmanıdır.

 

 Ancak, personeline hak ettiği maaşı zamanında vermeyen bir şirketin, ondan tam sadakat ve kusursuz bir görev bilinci beklemeye asla yüzü olamaz.

 

 

Güvenlik sektörünü bir sömürü düzenine çeviren, kanunları arkadan dolanarak işçinin hakkını yiyen şirketlerin lisansları iptal edilmeli ve bu yapılar piyasadan tamamen elenip gitmelidir. Kendi personeline güven ve adalet sağlamayan bir şirket, hiç kimsenin güvenliğini sağlayamaz. Çünkü adaletle ve alın teriyle büyümemiş hiçbir kazanç, bu topluma hayır getirmeyecektir.

Bu yazıyı paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapın.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.