Carl Jung Felsefesine Göre İlişkiler Neden Uzun Sürmez?
İnsan, çoğu zaman bir ilişkiye yalnızca kalbiyle değil, bilinçdışındaki yaralarıyla da girer. İsviçreli psikiyatrist Carl Gustav Jung'a göre bir ilişkinin uzun ömürlü olup olmaması, sadece aşkın gücüne değil; bireyin kendini ne kadar tanıdığına ve bilinçdışıyla ne kadar yüzleştiğine bağlıdır.
Jung'a göre insanlar çoğu zaman âşık oldukları kişiyi olduğu gibi görmezler. Onun yerine kendi bilinçdışlarında taşıdıkları idealleri, özlemleri ve eksik parçaları karşı tarafa yansıtırlar. Bu duruma "projeksiyon" denir. İlişkinin ilk dönemlerinde kişi, partnerini kusursuz görür. Ancak zaman geçtikçe projeksiyonlar çözülmeye başlar ve gerçek kişilik ortaya çıkar. İşte birçok ilişkinin ilk büyük kırılma noktası da budur.
Jung'un en önemli kavramlarından biri "gölge"dir. Gölge; insanın kabul etmek istemediği öfke, kıskançlık, korku, bencillik ve diğer bastırılmış yönlerini temsil eder. İlişkiler, gölgeyi en çok ortaya çıkaran alanlardan biridir. Partnerimizin davranışları bazen bizi değil, içimizde yüzleşmekten kaçtığımız yaraları tetikler. Eğer kişi bu yönleriyle yüzleşmek yerine sürekli karşı tarafı suçlarsa, ilişki zamanla yıpranır.
Jung ayrıca her erkeğin bilinçdışında dişil yönü temsil eden "Anima", her kadının bilinçdışında ise eril yönü temsil eden "Animus" bulunduğunu söyler. Sağlıklı bir ilişki kurabilmek için bireyin önce kendi içindeki bu dengeyi geliştirmesi gerekir. Aksi hâlde kişi, eksik hissettiği yönlerini partnerinden beklemeye başlar. Bu da zamanla aşırı beklenti, hayal kırıklığı ve bağımlı ilişki dinamikleri oluşturur.
Modern ilişkilerin kısa sürmesinin nedenlerinden biri de bireyleşme sürecinin tamamlanmamış olmasıdır. Jung'a göre bireyleşme; insanın maskelerini bırakarak gerçek benliğiyle tanışmasıdır. Kendini tanımayan kişi, ilişkiyi kendi boşluğunu dolduracak bir araç olarak görür. Oysa hiçbir insan başka bir insanın eksik parçalarını tamamlamak için var değildir.
Jung, gerçek sevginin ancak iki bütün insan arasında yaşanabileceğini savunur. Birbirine tutunmaya çalışan iki yarım insan, zamanla birbirini tüketebilir. Çünkü ilişkinin yükü sevgi değil, karşılanamayan ihtiyaçlar olur.
Sağlıklı ve uzun ömürlü bir ilişki için Jung'un önerisi nettir: Önce kendinizi tanıyın. Gölgenizle yüzleşin, korkularınızı kabul edin, çocukluk yaralarınızı iyileştirin ve partnerinizi kendi beklentilerinizin aynası olarak değil, olduğu kişi olarak görmeyi öğrenin.
Sonuç olarak Carl Jung'a göre ilişkileri bitiren asıl sebep sevginin azalması değildir. Asıl sebep, bireylerin kendi bilinçdışlarını tanımadan birbirlerinden mutluluk beklemeleridir. İnsan kendisiyle barışmadan, karşısındakiyle kalıcı bir bağ kurmakta zorlanır. Gerçek aşk ise iki kişinin birbirini değiştirmeye çalışmadığı, birlikte büyüdüğü ve birbirlerinin bireyleşme yolculuğuna saygı duyduğu noktada başlar.
Azize Berna
Köşe Yazarı
Carl Jung Felsefesine Göre İlişkiler Neden Uzun Sürmez?
4 dk okuma
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.