Suna KAYIKCI
Suna KAYIKCI

Köşe Yazarı

Sessizliğin Asaleti ve Gitme Sanatı

5 dk okuma

"Bir insanı kendi karanlığından uzak tutmaya çalışmak bir fedakarlık değil, onu değersiz görüp kapıyı yüzüne kapatmaktır. Tüm anahtarları denedikten sonra, bazen gitmekten başka hiçbir yol kalmaz. İşte kelimelerin bittiği yerde başlayan o asil geri çekilişin hikayesi..."

Sessizliğin Asaleti ve Gitme Sanatı

Hayatta her şeyi deneriz bazen.

Bir yolu yürümek için her taşın altına bakarız, bir kapıyı açmak için tüm anahtarları zorlarız.

 İçimizdeki o şifacı, o toparlayıcı güçle inanırız ki; yeterince seversek, yeterince emek verirsek, yeterince sabredersek her karanlık aydınlanır, her duvar yıkılır.

 

 Kapalı kapıların ardında yorgun, yolunu kaybetmiş, kendi bataklığında çırpınan bir ruh gördüğümüzde elini bırakmak istemeyiz.

 

 Çünkü gitmek kolaydır, asıl zor olan her şeye rağmen orada durup el uzatmaktır.

 

Ama bazen hayat, bize en büyük dersini hiç beklemediğimiz bir sessizlikle verir.

Aylarca, belki de yıllarca aynı kapıyı ısrarla çalarsınız da içeriden tek bir ses bile gelmez.

 

Siz yazdıkça o sessizlik büyür; siz adım attıkça o duvarlar daha da kalınlaşır.

 

İşte tam o sınırda, insan durup ellerine bakmalıdır.

 Çünkü bir kapıyı açılmayacağını bile bile ısrarla çalmaya devam etmek, içeridekini uyandırmaya yetmez; sadece sizin ellerinizi kanatır.

 

Karşı tarafın mutlak sessizliği, aslında size verilmiş en net, en çıplak cevaptır.

 

Üstelik bu sessizlik, bazen arkasına sığınılan sahte bir fedakarlık maskesidir.

 Gideni suçlamak için "Seni kendi karanlığımdan uzak tutmak istedim, bu yüzden sustum" bahanesine sığınır bazıları.

 Oysa sevilen insanı kendi karanlığından uzak tutmaya çalışmak, ona yapılmış bir iyilik değildir.

 

Gerçek sevgi, karanlığı saklamak değil, o karanlığın içinde el ele yürüyebilme dürüstlüğüdür.

 Sizi o kapının ardında aylarca çaresizce bekletirken aslında yaptığı şey korumak değil; sizi değersiz görüp o kapıyı yüzünüze kapatmaktır.

 

 Değersizleştirildiğiniz, varlığınızın ve emeğinizin yok sayıldığı bir yerde, size gitmekten başka bir yol bırakılmamıştır.

 

İnsanlar bazen dış dünyaya sahte parıltılar, güçlü duruşlar ve maskeli gülüşler sunarlar .

 Hayatın direksiyonunu yeniden ellerine almış gibi pozlar verirler.

 Oysa duru bir gözle bakanlar, o sahte ışıkların altındaki derin ruhsal yorgunluğu, gözlerin içindeki o gizli çaresizliği hemen fark eder. 

 

Bunu görebilirsiniz ama kurtaramazsınız.

 Çünkü bir insanı kendi bataklığından çekip çıkarmaya çalışırken, sınırlarınızı koruyamazsanız, bir süre sonra onunla birlikte batmaya başlarsınız.

Kendi ruhunu başkası için feda etmek, şifa değildir; kurban olmaktır.Sizi istemeyen biri için..

İşte bu yüzden, gitme sanatını öğrenmek gerekir.

Buradaki gitmek, bir vazgeçiş ya da zor zamanda sırtını dönüp kaçmak demek değildir.

 Bu gitmek, size başka hiçbir seçenek bırakmayan o katı sessizliğe karşı verilmiş en asil yanıttır.

 Yapabileceğiniz her şeyi yapmış olmanın, verilebilecek tüm şansları vermiş olmanın getirdiği o haklı huzurla, usulca kendi merkezinize dönmektir.

 

 Artık hesap sormayı, mesaj atmayı, o aşılmaz gurur duvarlarını zorlamayı bırakmaktır.

 

Bir insanı hayatınızda tutmadan da, sadece onun şifasını dileyerek uzaktan sevmek mümkündür.

 Sessizlik bir ceza değil, hem kendinizi hem de karşı tarafı koruma altına alan ilahi bir kalkandır.

 Siz elinizi üzerinden tamamen çektiğinizde, karşı taraf o gürültülü dünyasında ilk kez kendi yalnızlığıyla, kendi vicdanıyla ve sizin yokluğunuzun yarattığı o devasa boşlukla baş başa kalır. 

 

 İnsan ancak o zaman, kapısını açmadığı o kadının asaletini ve ona gitmekten başka hiçbir çare bırakmadığı gerçeğini net bir şekilde anlar.

 

Kelimelerin bittiği yerde başlayan o sessizlik, aslında ruhun yeniden doğuşudur.

 

 Şimdi yönümüzü, enerjimizi ve dualarımızı tamamen kendi hayatımıza, kendi geleceğimize çevirme vaktidir

 

 Çünkü gitme sanatını hakkıyla yerine getiren her kadın, kendi tahtına ve kendi gücüne çok daha olgun, çok daha ışıl ışıl geri döner.

Bu yazıyı paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapın.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.