*ADALETİN MEZARI SOKAKTADIR*
Adalet yok.
Vicdan çürüdü.
Merhamet rafa kalktı.
İnsanlık iflas etti.
Geriye ne kaldı? Kamerasını açıp yürüyen, "bana ne" deyip başını çeviren, "devlet yapsın" deyip köşesine çekilen bir toplum kaldı.
Bu yazı bir ağıt. Bu yazı bir iddianame.
Çünkü bugün bu ülkede en büyük adaletsizlik sokakta işleniyor.
*1. YAŞAM HAKKI: ARTIK KİMSENİN GARANTİSİ DEĞİL*
"Yaşama hakkı dokunulmazdır" yazar kitaplarda.
Peki sokakta kim yaşıyor?
*Sokakta doğan köpek yavrusu yaşayamaz.* Çünkü "sürü oluşturuyor" denir, "halkı tedirgin ediyor" denir. Bir sabah uyanırsın, mahallendeki tüm canlar yok olmuştur. Zehir, kürek, kamyon. Adı: "Toplama ve rehabilitasyon".
Hayvan için: Sokakta doğmak suç oldu. Zehirledik, vurduk, topladık, yok ettik. Adına "hijyen" dedik. Bir kedi çığlık atarak can verdi, biz "rahatsız ediyordu" dedik.
Kadın için: Gündüz taciz, gece cinayet. Sonra "ne giymişti, neden oradaydı" diye maktulü yargıladık. Katil 2 ayda çıktı, acı bir ömür sürdü.
Mazlum için: Yolda düştü, kimse kaldırmadı. "Yardım edin" diye bağırdı, video çektik. "Açım" dedi, "dilenci" deyip geçtik.
*Sokakta yürüyen kadın yaşayamaz.* Saat 8’den sonra "riskli"dir. Mini etek giydiyse "provoke etti"dir. Gece vardiyasından çıkan işçi kadın, "neden o saatte dışarıda" diye yargılanır. Tacizci değil, kadın suçlanır.
*Sokakta yardım isteyen mazlum yaşayamaz.* Yaşlı adam düştü. 10 kişi üstünden atladı. "Acelem var" dedi. Genç kız "yardım edin" diye bağırdı. 3 kişi video çekti. Evsiz adam "açım" dedi. "Dilenci" deyip dükkana girdik.
*Yaşam hakkı artık piyango.* Kime çıkarsa.
*2. SOKAKTA YOK EDİLİŞ: ÜÇ TÜR VAHŞET, TEK SEBEP*
*A. Dili Olmayanın Yok Edilişi: Sessiz Soykırım*
Her gün oluyor. Ama haber olmuyor.
Mahalle köpeği, 10 yıldır aynı sokakta ekmek yiyordu. "Şikayet geldi" diye sabah 5’te topladılar. Bir daha gören olmadı.
Yavru kediler, çöpe atıldı. Yağmurda boğuldular.
Bir adam, "havlıyor" diye 3 kurşun sıktı. "Kendimi savundum" dedi. 2 ay sonra dışarıdaydı.
Biz ne dedik? "Hijyen." "Güvenlik." "Zorunlu."
*Yalan.*
Bu tembellik. Bu merhametsizlik. Bu "uğraşmak istemiyorum"un adıdır.
Bir toplum sokaktaki en güçsüzün canını koruyamıyorsa, o toplum çürümüştür. Çünkü yarın o güçsüz sen olacaksın.
*B. Kadına Şiddetin Sokak Ortası İnfazı*
İstatistiklere gerek yok. Hepimiz biliyoruz.
Gündüz gözüyle taciz. Akşam karanlığında takip. Gece, "namus" diye cinayet.
Sonra ne oluyor?
Polis: "Delil yok."
Savcı: "Tahrik var."
Hakim: "İyi hal indirimi."
Komşu: "Ama o kadın da..."
Sosyal medya: 2 gün TT, sonra unutuldu.
Bir kadın öldürüldüğünde hepimiz "yazık" diyoruz.
Peki o kadın ölmeden 1 ay önce karakola gittiğinde kim vardı yanında?
Kimse.
Çünkü "aile meselesi" dedik. "Karışmayalım" dedik.
*Kadına şiddet bireysel değil, toplumsal cinayettir.* Ve biz hepimiz azmettiriciyiz.
*C. Mazlumun Yalnız Ölümü: "Bana Ne" Sendromu*
En acısı bu.
Metroda bayılan yaşlı. Etrafında halka. Kimse dokunmuyor. "Doktor musun?"
Yolda cüzdanı düşen öğrenci. 20 kişi çiğneyip geçti. "Benim değil."
"Yardım edin" diye bağıran adam. Herkes yolunu değiştirdi. "Başımıza iş almayalım."
*Merhamet öldü.* Yerine korku geldi. "Ya başıma bir şey gelirse?"
Peki ya sana gelse? Kim gelecek?
*3. VİCDAN: SÖKÜP ATTIĞIMIZ ORGAN*
Bir zamanlar vardı.
Bir kuşun kanadı kırılsa içimiz sızlardı.
Yaşlıya otobüste yer verirdik.
Kapının önüne bir tas su bırakırdık.
Şimdi ne oldu?
Vicdan acıtır. Vicdan sorumluluk ister. Vicdan "dur" demeyi ister.
Biz de en kolayını yaptık: Söktük attık.
Yerine "bana ne" koyduk. "Devlet yapsın" koyduk. "Herkes böyle" koyduk.
Sonuç?
Bir kadın öldürülüyor, "kaç takipçisi varmış" diye bakıyoruz.
Bir köpek öldürülüyor, "zaten sokak köpeği" diyoruz.
Bir insan yerde yatıyor, "sarhoştur" diyoruz.
*Vicdanı olmayan yerde adalet olmaz.* Çünkü adaletin motoru vicdandır.
*4. HAKSIZLIK: SİSTEMİN YENİ ADI*
Adaletsizlik artık istisna değil, kural.
*Güçlüye:* Kanun esner. Ceza ertelenir. "İtibarı zedelenir" diye haber yapılmaz.
*Güçsüze:* Kanun demir gibidir. Avukatı yoktur. Parası yoktur. Sesi yoktur.
*Kadına:* "Neden o saatte?" "Neden o kıyafet?" "Neden şikayetini geri çekti?"
*Hayvana:* "Sahibi yok ki." "Zaten başıboş." "Yok edilmesi lazım."
*Mazluma:* "Devlet var." Devlet de "bütçe yok" der.
Bu adalet değil. Bu ayrımcılığın kurumsallaşmış halidir.
Ve en tehlikelisi: Artık buna alıştık. "Normal" dedik.
*5. ASIL KATİL: SESSİZ ÇOĞUNLUK*
Katili, tecavüzcüyü, zehirleyeni savunmuyorum. Onlar canavar.
Ama asıl canavar, canavarı gören ve "bana ne" diyendir.
Kadına şiddet uygulanırken balkondan seyredip polisi aramayan komşu.
Sokakta hayvan öldürülürken "belediyeye yazık" deyip geçen insan.
Yolda yardım isteyene "dilenci" deyip küfreden esnaf.
Haksızlık karşısında "boşver değişmez" deyip koltuğuna gömülen aydın.
*Biz sustukça onlar cesaretlendi.*
Biz döndükçe onlar çoğaldı.
Biz "bana ne" dedikçe, sıra bize geldi.
*SON ÇIĞLIK: İNSANLIĞIMIZI KAYBETTİK*
Adalet mahkeme duvarında başlamaz.
Adalet, sabah işe giderken gördüğün 3 şeyde başlar:
1. *Bir kadının yanında durmak.* "Ne oldu?" demek.
2. *Bir hayvana su vermek.* "Sen de yaşa" demek.
3. *Bir mazluma el uzatmak.* "Yalnız değilsin" demek.
Biz bu 3’ünü de yapmıyoruz.
O yüzden adalet en son, tecavüze uğrayan bir kadının son nefesinde öldü.
Adalet en son, zehirlenen bir köpeğin çığlığında öldü.
Adalet en son, "yardım edin" deyip sokakta donan bir insanın yanında öldü.
Ve biz o sırada story atıyorduk.
*Yaşam hakkı pazarlık konusu değildir.*
*Kadın, çocuk, hayvan, yaşlı, yoksul... Hepsi candır.*
*Cana kıyan, kendi insanlığına da kıymıştır.*
Biz kıydık.
*_Adalet yok.
Çünkü biz yokuz.
Çünkü insanlık yok._*
Eğer bu satırları okuyup içinizde bir sızı, bir utanç, bir öfke olmadıysa...
Çoktan kaybetmişiz demektir.
Ve geri dönüşü yok.
---