Suna KAYIKCI
Suna KAYIKCI

Köşe Yazarı

Modern Zamanlarda Gurur ve Yarım Kalan Hikayeler" veya "İnsan Neden Kolay Vazgeçer?"

4 dk okuma
Modern Zamanlarda Gurur ve Yarım Kalan Hikayeler" veya "İnsan Neden Kolay Vazgeçer?"

Modern çağın en büyük ironisi, her şeye bir "tık"la ulaşabilirken, kendimize en yakın olanı bile isteye yarım bırakmamızdır.

 Peki, bu kadar kolay vazgeçen bir nesil nasıl oldu da kendi hikayesinin celladı haline geldi?

Cevap, modern dünyanın konforunda gizli.Ekranların Ardında Yarımlanan Hayatlar Sosyal medya akışlarında bir saniyede bir hikayeden diğerine geçerken, kendi hayatımızda da aynı kaydırma (swipe) refleksini göstermeye başladık.

 Artık filmleri yarıda kapatıyor, kitapların sonunu merak etmiyor, tahammül sınırlarımız zorlandığında insanları hayatımızdan bir çırpıda çıkarabiliyoruz.

Anlık tatminler üzerine kurulu bu düzende, sabır gerektiren her ilişki, emek isteyen her hayal bize yük gibi geliyor.

Yarım bırakılan sadece hedeflerimiz değil; aynı zamanda kurduğumuz bağlar, verdiğimiz sözler ve en önemlisi kendi iç huzurumuz oluyor.

Gurur: Kulemiz mi, Zindanımız mı?Vazgeçişlerimizin en büyük kamuflajı ise "gurur"dur. Yanlış anlaşılmasın, onur ve özsaygıdan bahsetmiyorum; bahsettiğim şey, modern insanın egosuyla beslediği sahte kibirdir.

Bir özürle kurtarılabilecek dostluklar, küçük bir adımla alevlenebilecek aşklar, sırf "ben haklıyım" ya da "ilk adımı o atsın" inadına kurban ediliyor.

Gurur, bir duvar gibi bizi yalnızlığımızdan koruduğunu sandığımız o yüksek kule; oysa bizi içten içe kemiren, yaşanmamışlıklardan örülü bir zindana dönüşüyor.

İnsan, sevmediğinden ya da yorulmadığından değil; bazen sadece bu gurur duvarına çarpmaktan çekindiği için sessizce geri çekilir.

Vazgeçmek Gerçekten Bir Çözüm mü?Bir şeyleri yarım bırakmanın getirdiği o anlık hafifleme hissi, aslında ruhumuza atılan gizli bir çentiktir. "Nasıl olsa yenisini bulurum", "değiştiririm" tüketim kültürü; duygusal dünyamıza da sirayet etmiş durumda. Oysa insan, vazgeçtiği her şeyin parçasıyla kendinden de bir şeyler eksiltir.Bir şeyi gerçekten bitirmek ile yarıda bırakıp kaçmak arasındaki o ince çizgiyi fark etmeliyiz.

Belki de cesaret, her şeye rağmen kalmakta değil; gururumuzu bir kenara bırakıp kendi hikayemizin sonunu yazma iradesini göstermekte saklıdır.

Vazgeçmek, insanın kendi potansiyeline yaptığı en büyük haksızlıktır.Hayatın zorlukları karşısında pes etme psikolojisi ve 'vazgeçmek' kavramı üzerine ilham verici bir perspektif:ve doğrularıyla, gerçek dünyada tanımaya odaklanmalıyız.Kırılganlığı Kabul Etmek: İlk adımı atmak veya özür dilemek zayıflık değil, o ilişkiye verilen değerin ve olgunluğun göstergesidir. Maskeleri düşürmeden gerçek bir bağ kurulamaz.

Sonuç olarak; kolay vazgeçtiğimiz her insanla birlikte, aslında kendi sabrımızdan, şefkatimizden ve aidiyet duygumuzdan da vazgeçiyoruz. Modern zamanların gururu bizi yalnızlaştırırken, yarım kalan hikayelerimiz geleceğe olan inancımızı tüketiyor.

Son olarak şunu yazmak isterim

Bazen insanlar kırılmaktan korktukları için erkenden geri çekilmeyi ve önüne bakmayı seçerler.

 

Oysa kolayca vazgeçilen her şey, aslında hiç derine inmemiş olanlardır.

 

Gerçek bağlar, fırtınalarda yönünü kaybetse de limanını asla unutmaz..."

Bu yazıyı paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapın.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.