📝 Köşe Yazıları
Bağımsız ve sansürsüz köşe yazıları
Suna KAYIKCI
Kolay Kazanılmadı: Cumhuriyet’in Yalınayak Atılan Temelleri
• Biz bu Cumhuriyeti masada değil; Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da yalın ayak, aç susuz ama başı dik savaşanların kanıyla kazandık. Unutma; kolay kazanılmadı!" • "Geri dönmeyi hiç düşünmeyenlerin, mermiler ıslanmasın diye evladının battaniyesini cepheye serenlerin mirasıdır Cumhuriyet. Bugünden geriye bakınca anlıyor insan: Bu büyük zafer, hiç kolay kazanılmadı."
Suna KAYIKCI
Piyasanın Ahlak Terazisi ve Güvenlik Sektöründeki Sömürü: Kanunsuz Şirketler Silinmeli
Gece gündüz demeden nöbet tutan güvenlik görevlilerinin maaşına göz dikmek sadece ahlaksızlık değil, İş Kanunu karşısında da açık bir suçtur. İşçinin alın terini sallayan paravan şirketlerin lisansları iptal edilmeli, emek gaspına artık bir son verilmelidir.
Suna KAYIKCI
Son 5 Dakika Farkındalığı: "Keşke"lerden Önce "İyi ki"
• Hayat, yarınlara güvenilmeyecek kadar kısa. Sadece son beş dakikanız kalmış gibi hissetmenin getirdiği o sarsıcı farkındalıkla, 'keşke' demeden önce kıymet bilmenin tam zamanı." • "Gözlerinizi kapatın ve her şeyin şu an bittiğini hayal edin. Avuçlarımızdan kayıp giden zamanın içinde, ertelemeyi bırakıp 'iyi ki' diyebilmenin o en acil ve hakiki yolu." • "Bize kalan son beş dakikanın kelimeleriyle yazılmış bir çağrı: Yokluğun çığlığını duymadan önce sevdiklerimizin gözlerinin içine bakmanın ve hakiki kıymeti bugünden bilmenin erdemi."
Suna KAYIKCI
Güç Zehirlenmesi: Beyni Olan Değil, Aklı Olan Kazanır!
"Size küçük bir sır vereyim: Ben bu hayatta kimseye güvenmem. Başarımı da, her şeyimi de sadece kendime borçluyum." Bu söz ilk bakışta sert gelebilir ama aslında hayatın süzgecinden geçmiş keskin bir farkındalığın ifadesidir. Gerçek güç; başkalarının gölgesine sığınmak değil, kendi aklına ve emeğine güvenmektir. Bugün köşemde; kurnazlıkla bilgeliğin farkını, sözünün eri olmanın getirdiği sarsılmazlığı ve başarısını kendi tırnaklarıyla kazıyanların neden yıkılamayacağını yazdım. Yazının tamamı aşağıda
Fahri İNAL
Aynı hayatın kıyısında
Suna KAYIKCI
Eskiden Yama Olmazmış
Kumaşın hile bilmediği, sevginin ömürlük bir ahit sayıldığı zamanlarda; eski insanlar yara alan her şeyi çöpe atmak yerine emekle onarırdı. Her şeyi çabucak eskitip sahtesiyle yamadığımız bu 'kullan-at' çağında, geçmişin o asil ve bilgece felsefesini yeniden hatırlama zamanı: Eskiden yama olmazmış..."
Suna KAYIKCI
İnsanın sahteliğinden hayvanın masumiyetine...
Suna KAYIKCI
Açlıkla İtaat Arasında: Krizin Yarattığı 'Evet Efendim' Toplumu
Son 20 yılın ekonomik bilançosu sadece eriyen maaşlar değil; borçla zincirlenmiş, açlıkla terbiye edilmiş ve hayatta kalmak uğruna her talimata 'evet' demek zorunda bırakılmış yeni nesil bir kölelik düzenidir."
Suna KAYIKCI
İyi Niyetin Görünmez Talanı: Yakınlarımız Bizi Nasıl Tüketiyor?
İçimizdeki Merhameti Vuran Görünmez Hırsızlar: İyi Niyetin İstismarı"Birine yumuşak karnınızı göstermek zayıflık değil, 'sana güveniyorum' demektir. Ancak merhametin ödülünün suistimal olduğu bu düzende; fedakarlıklarınız başkalarının konfor alanı, şefkatiniz ise en yakınlarınızın sermayesi haline gelebilir."
Suna KAYIKCI
Kölelikten İnsanlığa: Hür Bir Nefes, Eşit Bir Ses
Osmanlı’nın saray kul sisteminden ve konaklarındaki kölelik yapısından, zenginle yoksulu kanun önünde eşitleyen Cumhuriyet’in laik ve aydınlık meydanlarına uzanan insan onuru mücadelesi.
Suna KAYIKCI
30 Ağustos: Küllerinden Doğan Bir Ulusun Hikayesi
"İşgal altındaki bir ülkenin, Mustafa Kemal Atatürk’ün sarsılmaz inancı ve askeri dehasıyla küllerinden yeniden doğduğu günün adıdır 30 Ağustos."
Fahri İNAL
Bir ulusun yeniden doğuşu
Suna KAYIKCI
İradenin Bittiği Yerde Başlayan Engel
"Onun sahte vitrinini izleyip acı çekmektense, korkak reflekslerini manipüle edip sahneden asaletle çekilmek... Çünkü bazen engel, bir yenilgi değil; mutlak bir koruma sanatıdır."
Suna KAYIKCI
Bir İnsan Kaç Sayfada Tanınır?
Dış kapaklarına hayran olup vitrinlerde tükettiğimiz hayatlar... Oysa bir insanı tanımak satırlarda kaybolmayı, anlamak ise sustuğu yerleri dinlemeyi gerektirir."
Suna KAYIKCI
Kaderin Kusursuz Pusulası: Sürprizler
Arkamızdan çevrilen gizli oyunların ortasında, kalbimizi aniden sarsacak o aşk mucizesini kim tahmin edebilirdi? Hayatın en büyük entrikalarla bile bozulamayan o kusursuz pusulasıyla tanışın.
Suna KAYIKCI
Cellat ile Kurbanın Ölümcül Dansı
Biri sömürmek için can atar, diğeri ise sömürülerek değer görmek ister. Kendini hiçe sayarak başkalarının kapısında harcanan bir ömürden geriye sadece güvensizlik kalır. Ancak hayat, yıktığı yerden insanı yeniden filizlendirmeyi de bilir."
Suna KAYIKCI
Kalbin Seçimi mi, Egonun Oyunu mu?
"Kendimizi kandırmayı bırakalım: Geri döndüğünüz o güvenli liman asıl tercihiniz değil, egonuzun oyununda sığındığınız son çaresizliğinizdir."
Suna KAYIKCI
Görünüşte İkna, Özünde Hüsran: Sütü Bozuklar Çağı ve Siyasetin Kaygan Zemini
Süt bir kere ekşimeye görsün, hangi süslü kaba koyarsan koy kokusunu gizleyemezsin. Menfaati için dostunu satan sahte yüzlerle, koltuk uğruna ilke satan omurgasızların sütü aynı kazanda bozulmuştur; mayası kirli olanın ne dosta vefası olur ne de memlekete faydası!"
Suna KAYIKCI
Sıradan Bir Kalabalıkta Dünyalara Bedel Olmak
Gerçek sevginin paraya pula ihtiyacı yoktur; bazen küçük bir bahçe, bir kedi, bir köpek ve sizi canından çok seven bir kalp tüm dünyaya bedeldir.
Suna KAYIKCI
Çelikten mi Yaptık Kalbimizi?
Herkesin narin bir cam gibi el üstünde tutulduğu bir dünyada, güçlü insanların payına hep görünmez olmak düşüyor. Sahi; onların hiç kırılmaz, hiç acımaz mı sanılıyor?"